kitap onerileri

foto galeri

ava sirin ozgun kaleminden

uzmana sorun

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Nedir?

PSİKOPATİ İLE SUÇ ARASINDA Kİ İLİŞKİ

Anti sosyal kişilik bozukluğu ( AKB ) ve psikopati kriterleri arasında ki benzerlik yanında, aynı zamanda belirli şekillerde farklılık göstermektedir. Örneğin ; psikopati kriterinde 15 yaşından önce başlayan belirtiler gerekmez. Bir başka fark ise psikopatinin kriteri, problemleri AKB kriterine göre daha geniş bir aralıkta kapsadığı gerçeği olabilir. Örneğin AKB tanısı konan kişiler psikopati kriterine uymayabilir.

Psikopatlar : Gerçek ve Kurgu

İstanbul, Türkiye ‘de; 9 Mart 2009 akşamı Münevver Karabulut’un parçalara ayrılmış cesedi çöp konteynırında bulundu. Otopsi raporuna göre Münevver 29 farklı yerden bıçaklanmıştı. ( Anonim , 2009 )Raporlar acımasız gerçeği gözler önüne serdi; henüz hayattayken başı bedeninden testere ile ayrılmıştı. Münevveri ‘in katil zanlısı henüz on sekiz yaşında olan erkek arkadaşı Cem Garipoğlu’ydu.Garipoğlu altı ay sonra yakalandı ve birinci derece cinayetten 24 yıl hapis cezası ile mahkum edildi. Psikiyatri raporlarına göre Garipoğlu narsisistik ve psikopatik bir özelliğe sahipti. Bu olayın dehşet ve cazibesi medyanın ilgisini ve cinayet sürecine ve Garipoğlunun yakalanmasına odakladı. Türk halkı korkunç bir suç ile tanışmıştı ve şimdi artan ilgileri cinayete ve psikopatiye yönelmişti .Geçmişte birçok insan, seri katillerin cinayetleri, basitçe deli oldukları için işlediklerini varsayarlardı. Bununla birlikte , örneğin Garipoğlu vakasında raporlara göre, Garipoğlu, 119 IQ ile tamamiyle akli dengesi yerinde birisiydi. Bu tür suçlar halk tarafından büyük ilgi görür ve ekran da çok uzun süre kalır.

Cinayetin sansasyonel ve dehşet verici oluşu onu medyanın ilgi odağı haline getirdi. Cinayetleri sergilemek için medyanın kullandığı farklı araçlardan bazıları; kitaplar , televizyon programları, diziler filmler ve belgesellerdir. Örneğin televizyonun en çok izlendiği saatlerde ki programlar; ‘’ cinayet dosyası ve ‘’ suç dosyası ‘’ vardır. Benzer şekilde, kitap olarak, Fikret Topallı tarafından yazılmış, dünya da ki seri cinayetleri ve katilleri anlatan ‘’ seri katiller ‘’ serisinde ki kitaplardır ve yine dünyanın en büyük film endüstrisi olan Hollywood ‘ un cinayetlerle ilgili pek çok sayıda filmi bulunmaktadır. Mesela …’’ kuzuların sessizliği’’ ‘’ testere ‘’ serisi gibi filmler birçok kişi tarafından izlenerek bir dünya fenomeni haline gelmiştir. Her iki filmde de vahşi seri cinayetler ,gelişmiş teknolojiler ve farklı ekipmanlar kullanılarak tasvir edilmekte , izleyiciyi daha fazla içeri çekerek, bizleri kendi hayal güçlerine hapsetmektedirler. Cinayet temalı içeriklerin medyada patlamasıyla izleyiciler topa tutulurcasına sansürlenmemiş cinayetlere, sakatlanmaya ve cinsel ilişkiye maruz bırakılır ve bunların her birine evlerinin mahreminde ulaşılabilir. Medyanın katillere olan ilgisinden ve reklamından dolayı, insanların zihinlerinde farklı tiplerde kalıplar oluşabilmektedir. Filmlerde canlandırılan psikopatlar nihai gerçekten ziyade daha çok kalıplaşmıştır. Bunlar seyircileri heyecanlandırmak ve ne yazık ki eğlendirmek için bezenirler. Yaygın olan bir kalıba örnek olarak tüm psikopatların erkek olduğu düşünülebilir. Gerçekte böyle olmadığını göstermek içinse farklı televizyon kanalları, programlar ve belgeseller yapılmıştır; mesela ‘’ The Black Widow ‘’ ( siyah dullar ) bunlardan bir tanesidir. Bu filmler ve programlar kadın katil ve seri katillerin de var olabileceğini göstermektedir.Böyle bir girişim ile bu tarz kalıpların yıkılması amaçlanmaktadır.

Medyanın bir diğer faktörü ise suçlu hakkında fazla bilgi vermeden halkın cinayete olan ilgisini istismar etmesidir. Resmin diğer yüzü farklı araştırma alanları tarafından incelenmektedir, örneğin; adli psikologlar , hukuk, polis güçleri ve nadir olarak da kurtulan mağdurlar. Bu alanlarda ki kişilerin açıklamalarından birisi, psikopatinin farklı boyutlarını ve iç yüzünü derinlemesine izah edebilir. Örnek olay analizi, araştırmacıların cinayet fenomenini incelemek ve iç görüyü teşvik etmek için kullandıkları yöntemlerden biridir. Ancak, cinayet kayıtları genellikle kurgusal olmayan cinayet kayıtlarında belirtilen dehşeti aşmaktadır. Artık cinayet sadece bir eylem olarak değil aynı zamanda bir süreç olarak incelenmeye başlandı. Bu günlerde , araştırmacılar sadece ‘’ nasıl ‘’ sorusunu değil , aynı zaman da ‘’neden ‘’ sorusunu da soruyorlar.

Anti- Sosyal Kişilik Bozukluğu ve Psikopati sınıflandırılması

DSM-IV-TR anti-sosyal kişililik bozukluğu ( AKB ) tanı kriteri iki bileşen içerir; bu iki bileşen aşağıda ki gibidir. Birinci bileşende 15 yaşından itibaren başkalarını önemsememek yaygın bir örüntü olmakla beraber aşağıdakilerden en az üç tanesinin bulunması gerekir. ( American Psikiyatri Birliği, 2000 )

  • Tekrarlanan yas ihlali,
  • Sahtekarlık, yalan,
  • Dürtüsellik,
  • Sinirlilik ve saldırganlık,
  • Başkalarının ve kendinin güvenliğini umursamamak,
  • Mali açıdan tutarsız istihdam, sorumsuzluk,
  • Pişmanlık yoksunluğu,

İkinci bileşen ise 15 yaşından önce bir davranış bozukluluğunun bulunmasıdır.Evden kaçma, sık sık yalan söyleme, hırsızlık ve mala zarar verme davranış bozukluklarının başlıca belirtileridir.Kişi AKB tanısı için en az 18 yaşında olmalıdır. Newman ve arkadaşlarına göre AKB tanısı olan insanların dörtte üçü başka bir bozukluğun tanı kriterine de uymaktadır ve en çok rastlanan komorbid bozukluk , madde bağımlılığıdır.( Newman, Mooffitt, Caspi & Silva, 1998 )

Psikopatinin klinik tanımlanması , DSM-IV-TR anti- sosyal davranış tanısından önce yapılmıştır. Psikopati ; kişinin başkalarına ve toplumsal kurallara saygı duyamadığı bir kişilik bozukluğudur. Cleckly ‘nin psikopati kriteri davranış gibi gözlenebilir.Cleckly, psikopatinin en önemli özelliklerinden birinin pozitif ve negatif duyguların yoksunluğu olduğunu savunuyor. Psikopatinin diğer özellikleri ise; benözekçilik ( ben merkezcilik ) , aldatıcılık, dürtüsellik, duyarsızlık, sorumsuzluk ve anti sosyal davranışlardır. Ayrıca , psikopatların görünüşte çekici oldukları ve bu çekiciliği başkalarını kendi menfaatlerine yönelik manipüle etmek için kullandıkları bulunmuştur. Psikopatların anksiyete eksikliği hatalarından ders almayı imkansız kılar ve pişmanlığın yoksunluğu ise onların sorumsuzca ve acımasızca davranmalarına yol açar.

Çoğu psikopatın dolandırıcı olduğu tespit edilmiştir ve hatta bazıları kendi menfaatlerini( örneğin seks ve güç ) tatmin etmek için kült lideri,politikacı veya başarılı bir şirket yöneticisi olabilirler.Lowe önerisinde ; ‘’ Onların kişisel ilişkileri insanlığın ortak vicdanından yoksundur.; yani onlar sadece kişisel ilişkilerin ritüelini öğrenmişlerdir, anlamını değil ‘’ diyor. Gough ise aynı zamanda psikopatların kendilerini diğer insanların bakış açısından tanımlayamadıklarını belirtmektedir.

Dolayısıyla AKB ve psikopati kriterleri arasında ki benzerlik yanında , aynı zamanda belirli şekillerde farklılık göstermektedir, örneğin; psikopati kriterinde 15 yaşından önce başlayan belirtiler gerekmez . Bir başka fark ise psikopatinin kriteri, problemleri AKB tanısı konan kişiler psikopati kriterine uymayabilir. Bununla birlikte bir gerçeği de göz ardı etmememiz lazım; o da AKB tanısı konmuş insanların yüzde 20’sinin psikopati kontrol listesinde yüksek puanlar elde etmesidir.

Pek çok hastalığın etiyolojisi tartışmalıdır. Araştırmacılar bunların nedenleri hakkında tam olarak emin değillerdir. Araştırmacılar, psikolojide ki genetik-çevre sorunsalı ile sürekli karşı karşıya gelirler. Aynısı, psikopatinin etiyolojisi için de geçerlidir.Bazı çalışmalarda suçun , psikopatinin ve AKB ‘nin orta seviyede kalıtsal olduğu ve bu kalıtımın tahmini yüzde 40 ila 50 arasında olduğu gösterilmektedir. Psikopati, AKB ,davranış bozukluğu ve madde bağımlılığının genetik risk faktörlerinin birbirleriyle ilintili olduğu görülmektedir. Araştırmalar psikotik davranışların sosyal normaları ihlal ettiğini gösteriyor. Bu nedenle araştırmacılar sebeplerini bulabilmek için sosyal ve aile çevreleri ve yoksulluk gibi faktörlere de odaklanmaktadırlar. Sonuç olarak bir kişi kalıtım yoluyla psikopati semptomlarına karşı genel bir hassasiyet devralabilir ve daha sonra çevresel faktörler hangi semptomların ortaya çıkacağını şekillendirebilir.

Diğer taraftan, bir başka önemli faktör ise psikopati ve anti-sosyal davranışın genel olarak suç ve şiddet ili ilişkili olmasıdır, bu onları tehlikeli bir hale getirmektedir. Farklı araştırmaların sonuçları psikopatların suç işlemek için daha istekli olduklarını göstermektedirler, ilaveten ‘’psikopatların aileleri ile nispeten daha az temasları olduğunu, sık sık ikametgah değiştirdiklerini, kişiler arası ilişkilerinde isteklerinin düşük olduğunu ve çoğunlukla amacı olmayan ve uzun vadeli planlanmamış suç faaliyetlerine giriştiklerini’’ ileri sürmektedir. Buna bağlı olarak baskın klinik anlayışına göre bir psikopatın yaşamı boyunca diğerleri üzerinden beslenen tehlikeli bir kişi olduğu, psikopati ve bazı cinayet biçimlerinin arasında ki ilişkinin olası göründüğü söylenebilir.

Suçlu Psikolojisini Ölçme

Psikopatiyi değerlendirmek için en sık kullanılan ölçek, revize edilmiş olan Psikopati Kontrol Listesidir.Araştırmacılar 20 maddelik bu ölçeği değerlendirmek için kapsamlı görüşmelerden de faydalanabilmektedirler. Aynı zamanda suç kayıtları gibi farklı kaynaklardan da bilgi toplamaktadırlar. Her madde 0 ( yok )1 ( muhtemelen mevcut ) 2 ( kesinlikle mevcut ) şeklinde puanlanır, 0 ila 40 aralığında olan PCL-R puanının toplamı ile sonuçlanır.

Psikopati Kontrol Listesinde ki bazı maddeler AKB kriteri ile örtüşmektedir bunlardan bazıları ; suç, çocuklarda suç, dürtüsellik ve sorumsuzluk gibi öğelerdir. Ölçek aynı zamanda bireylerarası maddeler ( örneğin, yüzeysel çekicilik, patolojik yalan söyleme ve hile yapma durumu )ve afektif semptomlar ( örneğin , pişmanlık eksikliği, sığ etkisi ve empati eksikliği ) içermektedir. Bundan dolayı PCL-R’ın iki tane ana faktöre sahip olduğu söylenebilir; faktör 1, bireylerarası maddeleri ve afektif özellikleri , faktör 2 ise , dürtüsel, anti sosyal ve kronik olarak dengesiz yaşam stilini içerir. Hicks ve arkadaşları psikopatinin temel özelliklerini faktör birin içerdiğini faktör ikinin ise ikincil karakteristikleri içerdiğini belirtmiştir. Hart ve Hare PCL-R toplam puanlarının narsistik kişilik bozukluğu ve AKB ile olumlu bir şekilde ilişkili olduğunu bulmuştur. Farklı araştırmalara göre PCL-R çeşitli topluluklar arasında iyi bir iç tutarlılık ve test- tekrar test güvenliğini ispat etmiştir.

Psikopat olmayanlar ve psikopatlar

Araştırmacılar , psikopatlar ile psikopat olmayanları karşılaştırdıklarında çeşitli araştırmalar yürütürler. Bu tarz karşılaştırmalar yaparak psikopatinin altında yatan farklı karakteristikleri ve mekanizmaları belirlemeye çalışırlar. Cleckly psikopatların şiddet eğiliminin dış hedefler tarafından motive olduğunu ve psikopat olmayanların aksine ‘’ tutku suçları ‘’ ile ilişkili güçlü duygular ile karakterize olmadıklarını gözlemlemiştir. Araştırmacılar şiddeti iki ana gruba kategori etme eğilimindedir ; enstrümantal şiddet ve tepkisel şiddet. Enstrümantal şiddet yabancılara karşı ve maddi hedefleri olan bir şiddet türüdür; diğer taraftan tepkisel şiddet ise yüksek duygu uyarılmaları ve mağdur kişi ile yakın bir bağın bulunduğu şiddet türüdür. Ek bir gerçek ; psikopat olmayanların kurbanlarının tanıdıkları kadınlar olduğu, öbür yandan psikopatların kurbanlarının tanımadıkları erkekler olduğu ve suç sırasında silah kullanma olasılıklarının daha yüksek olduğudur. Genel saldırganlık üzerine önceden yapılan araştırmalar psikopatların daha çok hedefe güdümlü öldürme eğilimli enstrümantal şiddet ile meşgul olduklarını ( örneğin, para ya da uyuşturucu bulabilmek için ), diğer taraftan psikopat olmayanların doğal tepkisel şiddete başvurdukları ( örneğin ; hararetli bir kavganın sonucunda ) bulunmuştur. Woodworth ve Porter ( 2007 ) hemen hemen tüm psikopatların öncelikle enstrümantal cinayet işlediğini tartışmaktadır ve ilaveten psikopat olmayanların da enstrümantal suçlar işleme kapasitelerinin olduğunu ancak psikopatik suçlular kadar tercihlerinin net olmadığını öne sürmektedirler. 2002 yılında, Kosson, Suchy, Mayer ve Libby psikopat olmayanların aksine, psikopatların potensiyalizasyon tasvir eden affektif slaytlar gösterilince her hangi bir irkilme göstermediklerini ve psikopatların yüz etkisini tanımada hassasiyetlerinin düşük olduğunu gösteren bir araştırma yapılmıştır. Öte yandan Blair , Jones, Clark ve Smith (1997 ) psikopatlara korkmuş ve üzgün yüz ifadesş gösterdiklerinden psikopat olmayanlara göre daha düşük otomatik karşılık sergiledikleri ve bunun da onlarda ki empati eksikliğini kanıtladığını buldular. Bu nedenle , psikopatların çok daha acımasız ve soğukkanlı cinayetler işleyebilecek kapasiteye sahip oldukları ve psikopat olmayanların şiddet potansiyelleri yüksek olsa da bu tarz suç işlemeyi düşünme olasılıklarının düşük olduğudur. Brown ve Forth psikopatların, psikopat olmayanlara göre neredeyse iki katı kadar suç işlediklerini bulmuştur.

Woodeorth ve Porter ( 2007 ) , Serin ve Amos ‘un (1995 ) sabıkalı psikopatların, psikopat olmayanlara göre serbest kaldıktan sonra suç işleme eğilimlerinin yaklaşık olarak beş kat daha fazla olarak bulduklarını belirtmiştir. Benzer şekilde Hare ( 1996 ) ‘’ Psikopatların şartlanmış korku tepkisini elde etmek için gerekli olan normal kapasitelerinin eksik olduğunu ve gelecekte ki cezanın duygusal öneminin psikopatlar için acil bir ehhemiyeti olmadığını ‘’ belirtmiştir. Woodworth ve Porter psikopatik suçluların geç ergenlik döneminden, geç 40’lı yaşlara kadar kendilerine benzer psikopat olmayanlara göre tutarlı bir şekilde daha fazla şiddet içeren veya içermeyen suçlar işlediklerine dair bulgu olarak Porter, Birt ve Boer ‘i göstermektedir. Harpur ve Hare ise psikopatların, psikopat olmayanlara göre daha çok suç işlediklerini, daha uzun mahkumiyet aldıklarını ve hapiste daha çok vakit geçirdiklerini ifade ediyor. Suçlu psikopatların psikopat olmayanlara nazaran serbest kalışlarının başarısızlıkla sonuçlanma ihtimali dört kat daha fazla olduğu rapor edilmektedir bundan dolayı psikopatlar daha köklü ve uzun suç öykülerine sahiptir.Psikopatların psikopat olmayanlara kıyasla daha çeşitli suçlar işledikleri, ve öğrenmeye gösterdikleri pasif kaçınmanın zayıf olduğu bulunmuştur. Ayrıca psikopatlar, psikopat olmayanlara göre kişilerarası sözel olmayan davranışlarında farklılıklar gösterirler, partnerlerine karşı daha mücadeleci olma eğilimindedirler; daha fazla el hareketi kullanırlar, öne çok eğilirler, insanların gözüne daha uzun bakarlar ve psikopat olmayanlara nazaran daha az gülerler.

Sonuç olarak , psikopatide genel olarak yüksek olan bireyler psikopat olmayanlara kıyasla çeşitli özelliklerde farklılık gösterirler, bunlar; baskınlık, saldırganlık, dürtüsellik, heyecan arayışı ve zarardan kaçınma arasında değişen özelliklerdir.