kitap onerileri

foto galeri

ava sirin ozgun kaleminden

uzmana sorun

Depresyon Tedavisinde Terapi Yöntemleri

PSİKANALİTİK YÖNELİMLİ PSİKOTERAPİLER

Amaçlar; Hastanın gerek intrapsişik gerekse dış dünyada diğer kişilerle olan çatışmalarını çözmek, hem gerçekle hem de aktarım (tranferans) duygularıyla ilgili çarpıtmalarını anlayabilmek ve sonuçta otonomi kazanmasını sağlamaktır.

Klasik psikanalizden farkı; Hastada ileri derecede regresyon oluşturmadan, anksiyetesini bilinçdışı savunmalarını ve dirençlerini aşırı derecede artırmadan transferans ilişkileri ele alınıp çözülmeye ve otonomi kazandırılmaya çalışılır.

Kullanım alanları; Eğer hastadaki depresif ataklar benzer psikolojik şartlar oluştuğunda ortaya çıkıyorsa ya da depresyon oluşumunu kolaylaştıran bozukluklar varsa (örneğin; kişilik sorunları, cinsel sorunlar, kişiler arası çatışmalar, yoğun anksiyete vb. gibi), gerek hastalık öncesinde gerekse ataklar arasındaki dönemlerde her türlü depresif hastaya uygulanabilir.

DESTEKLEYİCİ PSİKOTERAPİLER

Hastanın benlik gücünü ve sahip olduğu başaçıkma yetilerini kullanabilmesi, yaşadığı güçlüklerin farkına varıp tanımlaması ve bunları çözerek üstesinden gelmesine çalışılır.

Esas odaklanan nokta sorun çözmedir. Terapistle birlikte önce sorun alanları belirlenip sıralanır ve daha sonra bu sorunlar basamak basamak çözülmeye çalışılır.

EVLİLİK TERAPİSİ

Depresif bozukluğun oluşumunda katkıda bulunan ya da depresyonun sürmesinde olumsuz rol oynayabilecek evlilik yaşamıyla ilgili çatışmaların ele alındığı tedavi yaklaşımıdır.

Burada eşler arasındaki sorunlar, çatışmalar, olumsuz ilişki örüntüleri üzerinde durulur. Özellikle evlilik yaşamıyla İlgili çatışmaları olan hastalarda, antidepresan ilaç tedavisi vb. gibi diğer tedavi yaklaşımlarına ek olarak kullanılmaktadır.

BİLİŞSEL VE DAVRANIŞÇI TERAPİLER

Bilişsel tedaviler depresyonda en iyi bilinen ve uygulanan psikolojik tedavi yöntemidir. Bu terapi Beck'in "depresyonun bilişsel modeli" üzerine kurulmuştur.

Bu modelde depresyonun, kişide bilginin işlemi esnasındaki olumsuz bir hükmü (önyargısı) ile karakterize olduğu vurgulanır.

Bu modele göre "depresif bilişsel üçlem" den sözedilir;

Kişinin kendine olumsuz bakışı,

Dünyaya olumsuz bakışı,

Geleceğe olumsuz bakışı.

Depresif hasta yetersiz ve değersiz olduğuna inanır, ilgisizdir ve gelecekle ilgili olarak da umutsuzdur. Şimdiki olayları ve gelecekle ilgili öngörüleri yorumlanmasında bilişsel bozukluk vardır.

Amaçlar;

*Temel amaç, hastanın depresyonunu tanıması ve onunla ne şekilde savaşabileceğini öğrenmesidir.

*Depresif hastalarda, çeşitli yaşam olaylarıyla ilgili olarak izlenen bilişsel veri ve bilgi işlemlerindeki olumsuz algılama ve değerlendirme eğilimi tedaviyle düzeltilmeye çalışılır.

*Ondaki olumsuz değerlendirmeler sonucu harekete geçen depresif duygulanımları ve bunlarla bağlantılı olan daha temeldeki olumsuz şemaları değiştirilmeye çalışılır.

Olumsuz düşüncelerle depresyon arasındaki kısır döngü hastaya gösterilmeye ve bu kısır döngü kırılmaya çalışılır.

Hastadaki olumsuz-depresif düşünce ve yorumların yerine, gerçekçi ve olumlu olanlar konulmaya çalışılır.

Sorunlarını sağlıklı ve gerçekçi biçimde ele alabilme, bunları sınama ve yaşam olaylarında sağlıklı bilişler geliştirme yollarını öğrenen hastanın, bu kazandıklarını sonraki yaşamında bir terapistin yardımı olmaksızın da tek başına kullanmayı öğrenmesi sağlanır.

Tedavide genel ilkeler;

Zaman sınırlı, görece kısa, yapılandırılmış ve yönlendirici bir yöntemdir.

Tedavi sadece terapist tarafından değil, hastanın da tedaviye yardımcı terapist gibi aktif katılımıyla yürütülür. Hasta gerçekleri terapistiyle birlikte araştıran kişi konumunda olmalıdır. Bu nedenle tedavinin mantığı hastaya açıklanır.

Terapist daha çok planlayıcı ya da yönlendirici rol oynayıp, hastanın gerçekleri araştırma çabasına girmesini sağlar.

Hastanın sorunlarına yönelinir, ancak sorunların nedenlerinden çok, halen yaşanan ve süre giden zorluklar üzerinde durulur. Hastanın bilinçli düşüncesi üzerine odaklanıp, bilişsel işlevler aracılığıyla onun duygularına ulaşılmaya çalışılır.

Hastanın bilişsel işlevlerle ilgili yorumları tek tek ele alınıp, bunların gerçeğe uyan yönleriyle, gerçekçi olmayan çürütülebilir yönleri üzerinde durulup tartışılır.

Ancak terapist elinde yeterince kanıt olmadan erken yorumlar yapmamalıdır. Çünkü böyle bir yaklaşım hasta tarafından "duygularının yeterince algılanmadığı ya da onun tarafından da hatalı bulunup eleştirildiği" şeklinde bir tehdit gibi algılanabilir.

Ev ödevleri verilerek kendini dış dünyada sınaması ve tedavi ortamında yapılan uygulamaların dış dünyada da gerçekleştirilmesi sağlanır.

Kullanım alanları:

Psikotik özellik taşımayan depresyonlar

ilaç kullanılamayan depresyonlar

İntihar olasılığı olan hastalarda ilaç tedavisiyle birlikte (başlangıçta ilaçla tedaviye başlamak kaydıyla) kullanılır.

eksen bozukluğu olanlarda İse etkisi sınırlıdır (örneğin; borderline kişilik bozukluğu olanlar vb. gibi).

Bilişsel-Davranışcı Tedavinin Etkinliği;

*Hiç tedavi almayan hastalara oranla % 93 etkili bulunmuştur

*Sadece davranış tedavisi alandan % 67 daha etkili bulunmuştur

Sadece ilaç ya da sadece psikoterapi uygulanan hastalara oranla, % 70 oranında daha etkili olduğu bildirilmektedir (Dobson 1989).

Sadece bilişsel ya da sadece davranış tedavisi uygulananlarla karşılaştırıldığına, daha etkili bulunmuştur (Robinson 1990).

*Çoğu çalışmada tedavinin etkinliği kalıcı bulunmuştur

*FarmakoIojik tedaviye oranla, bu yaklaşım uygulanan hastalarda nüks ve yineleme oranlarının daha düşük olduğunu ileri sürenler de bulunmaktadır (Sanderson ve McGinn 2001).

Annede de depresif belirtiler varsa, bilişsel-davranışcı tedavinin diğer psikoterapötik yaklaşımlara olan üstünlüğünün azaldığı vurgulanmaktadır (BrentDA 1998).

Ancak araştırmalarla ilgili metadolojik sorunlar, takip çalışmalarıyla ilgili sonuçların yorumunu zorlaştırmaktadır.

Bili§sel Terapinin Özellikleri;

Bilişsel terapi, bir çeşit problem çözme şeklidir. Depresif kişide oluşan olumsuz düşünce, depresif duygu durumu, uyumsuz davranış kısır döngülerini kırmayı amaçlar.

Hastanın problemleri tanımlaması ve mücadele etmek ve çözüme kavuşturmak için stratejiler geliştirmesi vurgulanır. Bu yüzden terapist daha aktif ve direktiftir.

ilişki, problem çözmede beraber çalışma şeklindedir. Odak noktası problemin kaynağından ziyade uyumsuz düşüncenin mevcut problemi nasıl pekiştirdiğidir.

İlk oturumda terapinin süresinin belli bir zamanla kısıtlı olduğu ve terapi bittikten sonra da devam edecek kendine yardım etmeye yönelik davranışların öğrenilmesi ve tekrarlarını içerdiği söylenir.

Hastalara düşünce ve inançlarını, muayene ve test edilecek varsayımlar olarak görmeleri belirtilir.

Bu uyumsuz inançları sorgularken terapist yüzleştirme yerine sorgular ve keşifler için kılavuzluk eder.